Oca 07
Kaybederken Kazanmak

looserBu sene nasipse ben de milyonlar gibi KPSS sınavına gireceğim.KPSS ülkede iş arayan yığınla üniversiteli işsizin kurumlar sınavına girmeden önce ön elemeye tabi tutulduğu bir sınav olunca asıl önem kazanan kurum sınavları ve üzerinde çok konuşulan mülakatları oluyor.Hal böyle olunca bu konudaki acemiliğimi gidermek üzer bir süredir Memurlar.net forumunu takip ediyorum.Paylaşımın üst seviyede olması kadar ilginç hayat hikayelerine de rastlamak da forumu güzelleştiriyor.İşte ilginç hayat hikayelerinden biri.Büyüğümüz yıllarca yazılı sınavları geçip mülakatta hüsrana uğramış,ama yılmadan çalışmaya ve mülakat aşamasına gelmeye devam etmiş.Sonunda kaybettiği mülakatları kaybettiğine sevinecek kadar güzel bir kurumda/statüde işe başlamış.Büyüğümüzün yaşadıkları -kendin ağzından- şöyle gerçekleşiyor.

İstanbul Esenler otogarında saat 13.00 gibi bulabildiğim en ucuz bileti alır, çıkardım yola. “son dakika notları”nı okuya okuya akşam saatlerinde ankaraya varır, bir arkadaşın evine sığınırdım. ertesi gün ya bi yazılı sınav olurdu ya da bi mülakat.

O gün orada bulunma sebebim bir yazılı sınav ise, “işte” derdim “bugün benim günüm”. girer sınava, aslanlar gibi ipi göğüslerdim. birçok kez ipi ilk göğüsleyen de olmuşumdur… sonuç açıklanmamış olsa da güle oynaya dönerdim evime ve mülakata çalışmaya başlardım.

Ama eğer orada bulunma sebebim, bir mülakat ise stres dolu saatler başlardı. ilk mülakat günü öncesindeki gece deliksiz 7 saat uyuyabilmeme rağmen, bu süre mülakatların sayısı arttıkça azalmaya başlamıştı. 3 saatlik uykuyla ve kan çanağı gözlerle çok mülakata girdim. bir keresinde, yüzüncü yıl mahallesinde oturan lise arkadaşımın 12′inci katta bulunan mutfağında “kendimi aşağı bırakmam halinde herşeyin biteceği, tüm bu sıkıntılardan kurtulacağım” düşüncesinin cezbediciliği üzerine düşen tek gölge, ailemdi. yapamadım o yüzden…

Sabah kalkar yataktan, kurbanlık koyunlar gibi giderdim o jürilerin önüne… bildiğim sorulara cevap verir, bilmediklerime de hiç kıvırmadan, eğilmeden, bükülmeden “bilmiyorum” derdim… orada benim bilgimin ölçülmediğini bilirdim, zira o sandalyede birçok puan türünde KPSS Türkiye 1. olarak otururdum. içimden “bu kez oldu” der çıkardım odadan…

Sonrası….

Sonrası tufan… sonucu ya daha ankara’dayken öğrenir, boynum bükük dönerdim eve. ya da bir kaç gün daha hayal kurmama izin verirler, acı sonucu ya gidip gelmekle artık ahbap olduğum ve beni dualarla Ankara’ya gönderen Sinan’ın internet cafesinde öğrenirdim, yada bana bir yıl gibi gelen ama topu topu 5-10 saniye süren kağıt hışırtılarından sonra “isminiz maalesef listede yok” diyen personel birimindeki bir bayanın sesinden… çoğu kez ailem sonucu birkaç gün sonra öğrenirdi. öyle ya, ne kadar geç öğrenirlerse, o kadar çok umutlanabilirlerdi. ama acı gerçek er yada geç öğrenilirdi…

Tam 20 yazılıya girdim Ankara’da. bunların sadece 2’sini kaybettim. girmeye hak kazandığım ilk mülakata gitmedim, çok da çalışmayı istemediğim bir yerdi ve benim oturup başka bi sınavın yazılısına çaılışmam gerekiyordu. girmedim o yüzden.

Sonra o korkunç seri başladı. merkez bankası uzman yardımcılığıyla başladı kaybettiğim mülakatlar listesi. hiç fire vermeden tam 11 mülakat kaybettim. birçok kişinin hayallerini süsleyen BDDK, SPK, EPDK, Başbakanlık bu listeye dahildir. 11 hayal kırıklığı, 11 “nerede yanlış yaptım” sorusuna cevap verme arayışı, kurulan 11 “hakkımızda hayırlısı buymuş” cümlesi… kitaplara nefretle bakarak günlerce odamda attığım voltalar…

3-4 gün sonra, Samuel Beckett’ın “denedin, yenildi. bir daha dene, yine yenil. daha iyi yenil.” sözü eşliğinde tekrar dönerdim çalışma masama ve yeni hayallere, taze umutlara yelken açardım.

Korkunç seriyi, ikinci kez girdiğim vergi denetmenliği sınavında kırdım. aynı komisyonun karşısına ikinci kez çıktım. kendimi tanıtmaya başlamamla birlikte hatırladılar beni. ve eminim utandıkları için, aldılar beni. evet, mülakatım iyi geçmişti, ama eledikleri yıl da iyiydi…

Tabi orda kalmadı benim sınav maceram… 3 mülakattan daha elendim sonra. onlara da daha önce girmiştim, o komisyonlar da hatırladılar, ama utanma erdemini duyamayacakları kadar yabancılaşmışlardı kendilerine.

Daha önce hiç kendisinin farkında olmasam da bir anda 16 rakamı hayatımın en güzel rakamı oldu. neler yapmazsın ki bir 16′yla. 2′ye, 4′e, 8′e bölersin. 4′ün karesi yaparsın, sonra vazgeçer 2′nin 4′üncü kuvveti olarak değerlendirirsin. ne istersen yaparsın. demem o ki, 16′ncı mülakatımda adam gibi bir yere, bir teftiş kuruluna girdim… ve o akşam dağıttım bütün kitaplarımı arkadaşlara, sınavlara da kocaman bir nokta koydum…

Halen oradayım. ve her sabah güle oynaya işime geliyorum. seve seve eve iş götürüyorum, hatta haftasonları bile çalıştığım oluyor odamda… ve binlerce kez, şükrediyorum o mülakatları kaybettiğim için. ve bu şükrümde samimiyim.

Uzun sözün kısası, umudunuzu yitirmeyin arkadaşlar. insan çoğu kez hakkında neyin hayırlı olup, neyin olmadığını bilmiyor.

“Sınav jürilerinin bir adaleti olmasa da ilahi bir adalet var. Ama er, ama geç…”

Yazının orjinali “memurlar.net” forumunda “Vergi denetmenliği mülakatını kazanamayanların teselli sayfası” başlığı altında “Müfettiş2006” nickli kullanıcı tarafından yazılmıştır.Kullanılan resim http://fish-gutz12.deviantart.com/art/Looser-13237496 adresinden alıntıdır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yazar hakkında

derebey95

Site hakkındaki görüşlerinizi ve önerilerinizi iletişim formu aracılığıyla bana ulaştırabilirsiniz.Burada yeralan içeriği güncel tutmak ve daha çok faydalı hale getirmek için LÜTFEN yorumlarınızı eksik etmeyiniz.

Bir yorum yapılmış “ Kaybederken Kazanmak ”

  1. Kaybederken Kazanmak…

    Kaybederken Kazanmak
    Sayısız mülakattan sonra muradına eren birinin hikayesi…

Yorum Yapın

XHTML etiketlerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <blockquote cite=""> <code> <em> <strong>